Boşanma davasında kimler şahitlik yapabilir

Boşanma davalarında boşanmak isteyen tarafın iddialarını ispatlaması açısından delil sunması zorunludur. Polis ve jandarma tarafından yapılan sosyal ekonomik araştırma durumuna ilişkin raporlar, compact disc veya harici bellek içerikleri, fotoğraflar, videolar, mailler, mektuplar, telefon kayıtları, ekran görüntüleri, tanık beyanları ve daha birçok benzer deliller boşanma davasının ispatlanması adına büyük öneme sahiptir.

Boşanma davalarının belki de en önemli dayanaklarından birisi de tanık beyanlarıdır.Eşlerin boşanmasına sebep olan tüm olayların, problemlerin ispatı açısından, boşanmak isteyen tarafın aile bireylerini, iş arkadaşlarını, komşularını veya bunların hiçbirinin statüsünde olmayan ancak boşanmaya sebep olan üçüncü kişileri dahi tanık göstermesi mümkündür. Boşanma davalarında en çok sorulan soru akrabaların boşanma davasında tanıklık yapıp yapamayacağı, anne babanın boşanma davasında tanıklık yapıp yapamayacağı veya kardeşlerin boşanma davasında tanıklık yapıp yapamayacağıdır.

HMK’ da tanıklıktan çekinme sebepleri ayrıntılı olarak belirtilmiştir. Tanıklıktan çekinme özetle tanıklık yapmaktan imtina etmek anlamına gelmektedir.

HMK 248. madde uyarınca;

a) İki taraftan birinin nişanlısı.

b) Evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi iki taraftan birinin eşi.

c) Kendisi veya eşinin altsoy veya üstsoyu.

ç) Taraflardan biri ile arasında evlatlık bağı bulunanlar.

d) Üçüncü derece de dâhil olmak üzere kan veya kendisini oluşturan evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi kayın hısımları.

e) Koruyucu aile ve onların çocukları ile koruma altına alınan çocuk

tanıklıktan çekinebilir.

Yukarıda sayılı olan şahıslar isterlerse tanıklık yapabilirler. Kanunen anne babanın kardeşin, müşterek çocukların ve yukarıda tek tek sayılan diğer kişilerin boşanma davasında tanıklık yapmalarına herhangi bir engel bulunmamaktadır. Ancak tanıklığın görgüye dayalı olması ve çelişkili olmaması davaya delil olabilmesi açısından oldukça önemlidir. Örneğin tanığın; “eşi sürekli ona hakaret eder, sinkaflı kelimeler kullanırdı, bazı zamanlarda da darp ederdi, ben tüm bunları kendisinden duydum” şeklinde beyanı ispat açısından mahkeme tarafından yeterli görülmeyebilir. Çünkü cümlenin içeriğinden de anlaşılacağı üzere bu tür beyanları yalnızca boşanmak isteyen taraftan edinilen duyumlara dayalı olup, görgüye dayanmadığı için mahkeme tarafından dikkate alınmayacaktır.

Tanık mahkeme huzuruna çıktığında hakim tanığa hitaben; “Tanık sıfatıyla sorulacak sorulara vereceğiniz cevapların gerçeğe aykırı olmayacağına ve bilginizden hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin ediyor musunuz?” şeklinde soru yöneltir.Tanığın bu soruya karşılık hakime ; “yemin ediyorum” beyanı ile birlikte yemin gerçekleşmiş sayılmaktadır. On beş yaşından küçükler ve yeminin niteliğini ve önemini kavrayamayacak derecede ayırt etme gücüne sahip olmayan kimselerin beyanları yeminsiz olarak dinlenmektedir. Yalancı şahitlik ve menfaat karşılığı tanıklık yapmak suçtur. Türk Ceza Kanunu uyarınca bu kişilerin yalancı tanıklık veya menfaat karşılığı tanıklık yaptıkları tespit edilirse, bu kişiler cezalandırılacaktır.

Genellikle evliliklerde yaşanılan birçok olaya şahit olanlar yakın akrabalardır. Yakın akrabaların da genellikle karşı taraf lehine şahitlik yapmaları nadir yaşanan bir durum olduğu için, boşanma davasında en çok merak edilen husus yakın akrabaların şahitliğinin geçerli olup olmadığıdır. Yakın akrabanın boşanma davasında şahitlik yapması için hiçbir engel bulunmamaktadır. Kanun sırf yakın akraba olduğu için tanıklık yapılamayacağına ilişkin bir düzenleme yapmamıştır. Dolayısıyla aile mahkemesi hakimi de tarafların talepleri doğrultusunda yakın akrabaların tanık beyanlarını kabul etmek durumundadır. Ancak burada önemli olan husus, tanıklığın görgüye dayalı, gerçek yaşananları net ve açık bir şekilde ifade ortaya çıkaracak şekilde çelişkisiz olmasıdır. Aksi taktirde kim tanık olursa olsun tanıklık beyanları mahkeme tarafından dikkate alınmayacak, delil özelliğini yitirmiş olacaktır.

Boşanma davalarında tanıkların dinlenilmesi usulü; 1- Tanıklar yalnızca davacı ve davalının dayanmış oldukları olaylar için dinlenir. Mesela; Davacı taraf sadece fiziksel şiddet ile alakalı iddialarda bulunmuşsa hakim yalnızca bu hususa ilişkin olarak tanıkları dinlemelidir, diğer vakıalar ve iddialar dikkate alınmaz.

2- Davacı veya davalı ya da vekilleri ön inceleme aşamasına dek dayanmadıkları vakıalar için de tanığın veya tanıkların beyanının alınmasını talep ederse, ara kararı ile HMK m. 119/1-e ve f, 194 m. hükmüne göre bu talebin reddine karar verilmelidir.

3- Davacı veya davalı ya da vekilleri tarafından boşanmaya gerekçe gösterilmeyen olayları gerekçeli kararda hakim taraflara kusur olarak yükleyememektedir.